Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Bolu Platformu  hükümetin tasarruf paketinin gerçekte emekçilere yönelik bir saldırı paketi olduğunu savunarak; “Kamudan tasarruf değil Saray harcamalarından tasarruf edilsin. Vergide adalet sağlansın, az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınsın. Emeklilere insanca yaşayacakları maaş verilsin” diyerek tepki gösterdi.

Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi"ne tepki göstermek üzere KESK Bolu  şubeleri Kardelen Meydanında toplanarak basın açıklaması yaptı, “Yoksulluk, İşsizlik, Güvencesizlik Paketine Hayır” pankartı açtı.

BOLU’DAKİ ASAYİŞ OLAYLARININ YÜZDE 99’U AYDINLATILDI BOLU’DAKİ ASAYİŞ OLAYLARININ YÜZDE 99’U AYDINLATILDI

Kamu emekçileri, “Sermayeye değil, emekçiye bütçe”, “Sefalete teslim olmayacağız”, sloganları attı.

 

“SALDIRI PAKETİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

KESK Bolu Dönem Sözcüsü Dilek Çakman tarafından okunan açıklamada; “Bu ülkenin emekçileri, üretenleri, bütçenin temel gelir kalemi olan dolaylı ve dolaysız vergileri en çok ödeyenleri olarak yeni bir saldırı paketi ile karşı karşıyayız. Açlık ve yoksulluk sınırları içerisinde yaşamamız yetmiyormuş gibi şimdi yeni bir saldırı dalgası ile cendere altına alınmak isteniyoruz. Bu paketin IMF’in hazırladığı kemer sıkma paketlerinin kötü bir kopyası olması dışında yeni hiçbir tarafının olmadığını çok iyi biliyoruz. Kamusal hizmetlerin şirketlere devredilerek kamunun tasfiyesinin amaçlandığı neo liberal politikaların devamı niteliğindedir. Bu tasarruf değil daha fazla yoksulluk, daha fazla işsizlik, daha fazla güvencesizlik, daha fazla angarya çalışma paketidir. Emeğe ve emekçilere saldırı, sermayeye yeni kaynak paketidir” diye konuştu.

“KAMU YATIRIMLARI DAHA DA AZALTILIYOR”

Çakman, kamu tasarruf paketi ile kamu yatırımlarının azaltıldığına dikkat çekerek; Paket ile kamu yatırımları daha da azaltılıyor. Oysa mevcut durumda kamu hizmetleri alanı ve kamu yatırımları özelleştirme politikalarıyla piyasaya açılması nedeniyle zaten alabildiğine sınırlandırıldığı durumda paketle tüm toplumsal kesimlerin sağlığını, eğitimini, ulaşımını, kısacası kamusal hizmetlerden yararlanma düzeyini etkileyecek bir durum yaratılmaktadır. Paket ile kamuya personel alımı emekli olanlarla sınırlanmakta, destek personel sayısı ise kademeli olarak azaltılmaktadır. TÜİK’in tüm Ali Cengiz oyunlarına rağmen açıkladığı verilere göre dahi işsizliğin devasa boyutlara vardığı günümüzde “üç yıl daha bekleyin” demek en başta da gençlerin umutlarını söndürmek, çaresizliğe sevk etmektir” dedi.

“GÜVENCELİ İSTİHDAM TAMAMEN ORTADAN KALDIRILMAK İSTENMEKTEDİR”

2024 yılı itibariyle Kamuda kamu emekçileri  ve kamu işçilerini toplamda 5 milyon 200 bin kamu personeli bulunduğunu   ve bu personelin  toplam nüfusa hizmet verme açısından sayısal olarak oldukça yetersiz kaldığını vurgulayan Dilek Çakman; “Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) verilerine göre, resmi öğretmen açığı 68 bindir ve acilen 100 bin öğretmenin istihdam edilmesi gerekmektedir. 90 bine yakın ücretli öğretmen, günlük 3 yevmiye usulü ile asgari ücretin altında bir ücretle çalıştırılmaktadır. 700 binden fazla öğretmenin ataması yapılmamaktadır. Bu ağır tabloya rağmen kamuda istihdamın emekli olacaklarla sınırlandırılması 85 milyonun sağlığının, gençlerimizin geleceğinin karartılması anlamına gelmektedir. Paket, Orta Vadeli Program ve 12. Kalkınma Planı’nda yer alan emek sömürüsünü derinleştirmeyi, güvencesizleştirmeyi yaygınlaştırmayı içeren esnek ve uzaktan çalışma modellerinin geliştirilmesini de hedeflemekte; kadrolu, güvenceli istihdam tamamen ortadan kaldırılmak istenmektedir.” Şeklinde konuştu.

 

“SERVİS HAKTIR GASPEDİLEMEZ”

Çakman, personel servis hizmetlerinin hak olduğunun altını çizerek; “Saldırı paketi ile savunma ve güvenlik hariç, kamuda personel servis hizmeti toplu taşıma olan yerlerde kaldırılmaktadır. Mevcutta kamu personelinin sınırlı bir bölümü, bakanlıklar, bağlı ve ilgili ve ilişkili kuruluşların merkez teşkilatında görev yapan personel servis hizmetinden yararlanmaktadır. Taşrada görev yapanlar, yine sayı olarak kamu emekçilerinin neredeyse yarısına denk gelen öğretmenler servisten yararlanamamaktadır. Oysa 7. Dönem toplu sözleşmesinde, hem servis hizmetinin devam etmesi hem de servis hizmetinin sağlanamadığı durumlarda personele mesai günleri 1 gidiş, 1 geliş esas alınarak, ihtiyaç halinde birer de aktarma ücreti ilave edilen aylık toplu taşıma kartı verilmesi kararlaştırılmıştır. Bu Hakem Kurulu kararı Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Saldırı paketi ile anayasaya aykırı olarak toplu sözleşme mutabakat metninde yer alan ilgili hüküm ortadan kaldırılmaktadır. Bu durum açık hukuksuzluktur ve konfederasyonumuz konuyu yargıya taşıyacaktır. Servis haktır gaspedilemez” İfadelerini kullandı.

“MAAŞIN YARISINDAN FAZLASININ LOJMAN KİRASINA GİTMESİ DEMEKTİR”

Pakette yer alan konulardan  lojman kiraları ve sosyal tesis ücretlerinin rayiç bedel üzerinden, yani piyasa koşullarına göre arttırılacağından dolayı endişelerini dile getiren Çakman; “Lojman kiraları her yıl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayımlanan Milli Emlak Genel Tebliği ile belirlenmektedir. Buna göre kaloriferli 100 metre kare bir lojmanın kirası 13 bin TL civarındadır. Paket ile bu fiyat en az 20 bin TL civarında olacaktır. Bu durum, ortalama kamu emekçisi maaşının 37 Bin TL olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda maaşın yarısından fazlasının lojman kirasına gitmesi demektir. İktidar aynı mantıkla savunma ve güvenlik hariç mevcut sosyal tesisleri de “ekonomiye kazandırma adı altında yandaşlara, müteahhitlere yok pahasına satmayı hedeflemektedir. İktidar bir yandan da paket ile muhalefetin kazandığı belediyelerin elini kolunu bağlayarak hizmet sunamaz, yatırım yapamaz, personel alamaz hale getirmeyi amaçlamaktadır. Böylelikle halkın tepkisini kendisi üzerinden muhalif belediye yönetimlerine yöneltmeyi istemektedir.”dedi.

“EMEKÇİDEN DEĞİL SARAYDAN TASARRUF”

“Kamuda tasarruf ve verimlilik paketi"nin bir tasarruf paketi değil faturayı emekçilere çıkarmayı hedefleyen bir kemer sıkma paketi şeklinde nitelendiren Çakman; “Dolayısıyla adı konmamış bir IMF programıdır. Bu niteliği istisna tuttuğu alanlar ve adil bir vergilendirme ayağının olmamasından da anlaşılmaktadır.  Biliyoruz ki, saldırı sermayenin ve temsilcilerinin saldırısıdır. İtibardan, faizden, Kamu Özel İşbirliği adı altında yandaş şirketlere garanti ödemelerinden, güvenlik harcamalarından, Saray harcamalarından vazgeçmeyen iktidar gözünü kamu hizmetlerine ve kamu emekçilerine dikmektedir! Emekçiden değil saraydan tasarruf.” diye konuştu

 

“LÜKS UÇAK VE MAKAM HARCAMALARINA SON VERİLSİN”

Dilek Çakman, mücadeleyi yükseltme çağrısı yaparak; “Bu vesileyle bir kez daha belirtiyoruz:  Kamudan tasarruf değil Saray harcamalarından tasarruf edilsin. Vergide adalet sağlansın, az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınsın.  Yandaşlara, hazineden yapılan döviz garantili projelere, Kur korumalı mevduat soygununa son verilsin. Bir dakikalık masrafı 2 emekli maaşına, bir aylık gideri iki büyükşehir belediyesi giderine denk olan Saray ve bağlı harcamaları kısılsın.  Kamu idarecilerinin kimi zaman özel gezileri için dahi kullandığı lüks uçak ve makam harcamalarına son verilsin. Personel eksikliği giderilsin, personel alımında liyakati ortadan kaldıran, torpilin kapısını sonuna kadar açan mülakata ve siyasal kadrolaşmaya son verilsin. Angarya çalışma yasaklansın, esnek ve uzaktan çalışma yönetmeliği hazırlıkları sonlandırılsın. Gerçek ve özgür toplu sözleşme koşulları sağlansın.  Emeklilere insanca yaşayacakları maaş verilsin ”ifadeleri ile taleplerini sıraladı. 

Editör: Ahmet İshak GÜLEN