Nadir Kitap Koleksiyoneri ve Eksperi Ali Yılmaz, kütüphanesindeki asırlık eserlerle tarihe dokunuyor. Yılmaz, “Bizim ülkemiz hakkında yazılmış eserlerin Türkiye’de bulunması, yurtdışına çıkarılmaması konusunda hassasiyet taşıyorum” dedi.

Özel Haber: Oğuzhan Eke

Bolu’da yaşayan Nadir Kitap Koleksiyoneri ve Eksperi Ali Yılmaz, edebiyat tarihine yön vermiş, yayımlandığı tarihte milyonlarca kişiye erişmiş nadir kitapları Dünya’nın dört bir yanından Türkiye’ye getiriyor. Koleksiyoner Yılmaz’ın kütüphanesinde 1200’lü yıllardan 2000’li yıllara kadar çeşitli eserler bulunuyor. Bunlar arasında; 1674 yılı ikinci baskı “Istorıche de Monarchi Ottomani”, 1672 yılı ikinci baskı “L’histoire Des Turks”, 1869 yılı ilk baskı “Un mari dont on se moque”, 1999 yılı ilk baskı “Harry Potter Azkaban Prisoner”, 1935 yılı ilk baskı “Death in the Air”, ilk baskı “Safahat”, 1964 yılı ilk baskı “Uğultulu Tepeler”, 1961 yılı ilk baskı “Büyük Umutlar” eserleri yer alıyor. Ayrıca 1250 yılı tarihli Orta Çağ İncili’nden erken Latince ile yazılmış bir parşömen bulunuyor.

“EN ÖNEMLİ ÖLÇÜSÜ, KOPYA SAYISININ AZ OLMASI”

Nadir kitaplarının değerinin nasıl belirlendiği dair bilgi veren Ali Yılmaz, “Basıldığı dönemdeki değerinden daha kıymetli hale gelmiş bütün kitaplar, bizim için nadir kitap kategorisine giriyor. Ancak bunun belirli ölçüleri var. Nadir bir kitabın en önemli ölçüsü, kopya sayısının az olması, ender olması. İkinci önemli unsur basıldığı dönemde ne kadar etki yaratabilmiş ve günümüzde bunun etkilerini ne kadar görebilmekteyiz. Diğer bir yöne nadir kitabın, kategorik öneminin hangi boyutta incelendiği” dedi.

“REPRODÜKSİYONU AYIRT EDEBİLMEK İÇİN BASILDIĞI YILA BAKMAMIZ GEREKİYOR”

Sahte ve orijinal eserlerin birbirinden ayrımı için uygulanan teknikleri aktaran Yılmaz, “Reprodüksiyonu, orijinalinden ayırt edebilmek için basıldığı yıla bakmamız gerekiyor. Çünkü bu yıl aynı zamanda bize eserin imal edilirken kullanılan kâğıdı da verecektir. Bu kâğıt üzerinden biz tarihlendirme yapabiliyoruz. Bu tarihlendirme bazen lümünesansla yapılabiliyor, bazen Karbon-14 yöntemleriyle yapılabiliyor. Bu değerlendirmeleri yaptıktan sonra biz eserin o dönemde yapılıp, yapılmadığına dair kanat getiriyoruz. Ardından o dönemde yazılmış olduğuna dair belirli bir takım başka ölçüler de var. Bunlar eserin imzalanmış olup olmaması, eserin orijinal kopyalarıyla kıyaslandığı zaman bir takam hatalara sahip olup olmaması. Bazen edisyonlarda, özellikle kitap ilk çıktığı zaman eserin üzerinde bazı hatalar olabiliyor, basım hataları. Bu basım hatalarına sahip mi değil mi bunlara bakmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

MİLLETVEKİLİ AKGÜL, BAŞKAN ÖZCAN’I TBMM’DEN ELEŞTİRDİ MİLLETVEKİLİ AKGÜL, BAŞKAN ÖZCAN’I TBMM’DEN ELEŞTİRDİ

“İLİN MÜZESİNE GİDİP BAŞVURUDA BULUNUYORSUNUZ”

Nadir kitap koleksiyonerliğinin Devlet tarafından kontrol edildiğini belirten Yılmaz, “2863 sayılı Tabiat ve Kültür Varlıkları Kanunu’nun bununla ilgili tescile tabi taşınabilir kültür varlıkları yönetmeliğinde açık bir şekilde ifade ediliyor bu. Eğer böyle bir eser sahibiyseniz, bulunduğunuz ilin müzesine gidip başvuruda bulunuyorsunuz. Daha sonra onlar etnografik değerlendirme yapıyorlar. Bu değerlendirmenin ardından ilgili birim size bir rüçhan hakkı tanımlıyor. Devlet isterse bunu sizden alabiliyor. Eğer istemezseniz de satılabilir nitelikteyse eğer, bunu tescillendirdikten sonra Devlet size bu eseri emanet edip, başka birine devredebiliyorsunuz” diye konuştu.

“BELİRLİ BİR ALANDA UZMANLAŞMALARI GEREKİYOR”

Yılmaz, nadir eserlere ilgi duyanlara ve koleksiyoner olmak isteyenlere tavsiyelerde bulunarak, “Kişisel olarak ben, bizim ülkemiz hakkında yazılmış eserlerin Türkiye’de bulunması, yurtdışına çıkarılmaması konusunda hassasiyet taşıyorum. Bu anlamda da topladığım genel olarak eserlerin büyük bir bölümü yurt dışında kendi ülkemiz hakkında basılmış nadir eserler oluyor. Koleksiyonerlerin dikkat etmesi gereken konulardan bir tanesi de kategorik anlamda belirledikleri kitapta uzmanlaşabilmeleri. Yani nadir eserlerden bir kazanç elde etmek istiyorlarsa, bu kişilerin belirli bir alanda uzmanlaşmaları gerekiyor. Bu kendi tarihimiz olabilir, edebiyatımız olur ya da Dünya kültür mirasına üye olan herhangi bir branşta uzmanlaşabilirler. Daha sonra bunlara erişim sağlayabilecekleri yöntemleri deneyerek ya kendi koleksiyonlarına ekleyebilirler ya da bunu isterlerse koleksiyonerlere, kitap meraklılarına temin edebilir, satabilirler” şeklinde konuştu.

Editör: Ahmet İshak GÜLEN